Corona virüs vakaları hızla artarken ölüm oranları neden yükselmiyor?

Sonbahar aylarına girilmesiyle birlikte yeni tip corona virüs (Covid-19) vakaların sayısı keskin bir hızla artıyor. İkinci dalganın vurduğu İngiltere, Fransa, İspanya, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde açıklanan günlük vakalar kimi zaman 100 binleri buluyor. Bununla birlikte corona virüs hala aynı derecede ölümcül olsa da, ortalama olarak daha az insanı öldürüyor. Bilim insanları, vaka sayısı hızla artarken ölüm oranında artış görülmemesinin olası nedenlerini açıkladı. Uzmanlar, 3 ana faktörün üzerinde duruyor. Hazırlayan: Ayşegül Engür Dahi/ntv.com.tr

Corona virüs vakaları hızla artarken ölüm oranları neden yükselmiyor?
<p class=Corona virüs vakaları hızla artarken ölüm oranları neden yükselmiyor?" />

Sonbahar aylarına girilmesiyle birlikte yeni tip corona virüs (Covid-19) vakaların sayısı keskin bir hızla artıyor. İkinci dalganın vurduğu İngiltere, Fransa, İspanya, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde açıklanan günlük vakalar kimi zaman 100 binleri buluyor. Bununla birlikte corona virüs hala aynı derecede ölümcül olsa da, ortalama olarak daha az insanı öldürüyor. Bilim insanları, vaka sayısı hızla artarken ölüm oranında artış görülmemesinin olası nedenlerini açıkladı. Uzmanlar, 3 ana faktörün üzerinde duruyor. 

Hazırlayan: Ayşegül Engür Dahi/ntv.com.tr

Avrupa kıtasını ikinci corona virüs dalgası etkisi altına aldı. Ülkeler, günlük olarak 100 bini bulabilen yeni vaka sayıları açıklıyor.  Bu nedenle İtalya, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya ve Belçika gibi ülkeler yaz aylarında terk ettikleri sıkı karantina önlemlerini tekrar uygulamaya başladı. Ancak, virüs hala ölümcül olsa da ortalama olarak daha az insanı öldürüyor gibi görünüyor.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi'nin verilerine (ECDC) göre, ikinci dalganın vurduğu İngiltere, Fransa, İspanya, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde vakalar rekor sayıda bir artıyor, ancak ölümler aynı oranda artış göstermiyor.

Oxford Üniversitesi’ne bağlı Nuffield Temel Sağlık Bilimleri Bölümü'nde kıdemli istatistikçi olan Jason Oke, "İngiltere’de ölüm oranı Haziran ayından bu yana düşüş gösteriyor. Elbette, ölü sayısı her gün biraz daha artıyor, ancak vaka-ölüm oranının biraz daha düştüğü görülüyor. İngiltere’de Haziran sonunda ölüm oranı yüzde 3 seviyesindeydi. Ağustos ayına gelindiğinde, yaklaşık yüzde 0,5'e kadar düştü. Şimdi ise kabaca yüzde  0,75 (yüzde 75 düşüş) seviyesinde seyrediyor” ifadelerini kullandı.

İNGİLTERE'DE KORKUTAN TABLO: VAKALAR 9 GÜNDE BİR İKİYE KATLANIYOR

Bununla birlikte Oke, vaka sayısının artmasına rağmen ölüm oranlarındaki düşüşe ilişkin ”Bu durumun ikinci dalgada enfekte olan insanların daha genç olmasından ve Covid-19 için uygulanan tedavilerde artan deneyimlerden kaynaklandığını düşünüyoruz” dedi.

Öte yandan, düşük ölüm oranı Avrupa'ya özgü değil. New York Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre corona virüsle ilgili hastalıklarla hastaneye kaldırılanların ölüm oranı ABD’de de bu yılın başından beri düştü. Çalışmada ülkede Nisan ayında yüzde 6,7 olan vaka ölüm oranının Eylül ayında yüzde 1,9’a düştüğü aktarıldı.

Pandeminin mart ve nisan aylarında zirveye oluşan ilk dalgası özellikle bakım evlerinde kalan yaşlıları vurdu. Ancak bu durum yaz aylarında değişti. Tatill yerlerine, restoranlara ve eğlence etkinliklerine katılan gençler arasında virüs hızla yayıldı.

Bilim insanlarına göre, Avrupa’daki Covid-19 hastalarının ortalama yaşı Ocak ayında 54 iken, Temmuz ayında 39’a düştü. Gençler yaşlılardan daha iyi bir bağışıklık sistemine sahip olduğu için vaka sayıları artarken ölü sayısı aynı hızla yükselmiyor. Çünkü gençlerde Covid-19 yaşlılarda olduğu kadar ağır seyretmiyor ve hastalığı daha kolay atlatıyor. Yani, corona virüs huzurevinde yayıldığında, üniversite kampüsünde olduğundan çok daha fazla ölümü beraberinde getiriyor.  London School of Economic tarafından yapılan bir araştırmada 21 Avrupa ülkesindeki Covid-19  ölümlerin yüzde 46’sının huzurevlerinde meydana geldiği bulundu.

İkinci dalgada ölüm oranın düşük olmasındaki temel neden yaş faktörü olarak gösterilse de, sağlık çalışanlarının tedavi konusundaki deneyimlerinin artması da bu durumda önemli bir rol oynuyor.

New York Üniversitesi’nden Doktor Leorsa Horwitz, “Covid-19 hala berbat bir hastalık olsa da, muhtemelen artık uyguladığımız tedaviler işe yarıyor. Artık Covid-19’a karşı etkinliği olan bazı ilaçları kullanabiliyoruz. Salgının ilk ortaya çıktığı dönemdeki gibi çaresiz değiliz. İlaçların yanı sıra tedavi için gereken okijen miktarını, hastalığın seyrini biliyoruz. İlk dalga deneye yanıla bize hastalıkta nasıl bir tadavi uygulayabileceğimizi öğretti” açıklamasını yaptı.

Bununla birlikte Horwitz ve ekibi, yaptıkları bir çalışma kapsamında, Mart’ta yüzde 25,6 olan yoğun bakımdaki ölüm oranının Ağustos ayında yüzde 7,6’ya düştüğünü ortaya koydu.

Öte yandan, vaka sayısını artmasına rağmen ölüm oranın azalması, umutlandırıcı görünse de bilim insanları salgının ilk çıktığı  dönem, dünyadaki test ve takip sayısının oldukça yetersiz olduğunu söyledi.

Covid-19’un ölüm oranı, tespit edilen ölü sayısının vaka sayısına bölünmesiyle hesaplanıyor. Yani ölüm oranı, kullanılan sayılar gerçeği yansıtıyorsa doğru olduğu anlamına geliyor.

Bu durumda, pandeminin erken dönemlerinde, testler yaygın olarak kullanılmadığı ve yalnızca ciddi şekilde hasta olanlar, verilere daik edildiği için  ilk dalgadaki ölüm oranları yanlış hesaplanmış olabilir.

Konuya ilişkin açıklama yapan Leicester Üniversitesi'nden Doktor Julian Tang, "Yalnızca semptomatik vakalar test edildiği için enfekte kişilerin sayısı büyük ölçüde kaçırılmış olabilir. Vakaların yüzde 70’inde hiç semptom görülmüyor. Bu nedenle, bildirilen vaka-ölüm oranı, salgının başlangıcında orantısız bir şekilde yüksek olabilir. Testlerin sayısı arttığında ölüm oranı düşer” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Tang, genç nüfusun daha yaygın olarak test edilmesinin, yaşlı veya altta yatan koşulları olan kişilerdeki ölüm oranlarını maskeleyebileceğini söyledi.  "Kayıtsızlık riski var. Yaşlılar ve savunmasız olanlar yine de Covid-19 ile ilgili komplikasyonlardan ölecekler. Ancak, Covid-19 ile enfekte olan tüm yaş grupları birlikte incelendiğinde bu fark edilmeyebilir” diyen Tang virüsün anlamlı bir şekilde mutasyona uğramadığını da sözlerine ekledi. Yani, vaka sayısındaki artışın daha yüksek ölüme neden olmaması, virüsün genetiğinin değişmesinden kaynaklanmıyor.